• Bağlantılarım

MALİ MÜŞAVİRLİK STAJI İÇİN SERVET GEREKİYOR

11/11/2009 · Kategori: Is Hayati

Mali müşavirlik, ülkemizde köklü geçmişi olan ve geldiği aşamaya ciddi merhaleler geçirerek varan bir meslek. Mükelleflerin defterlerini kaydedip hesaplarını tutan eski meslektaşlarına kıyasla günümüz mali müşavirlerinin çok daha kompleks iş tanımları bulunuyor.

Günümüzde defter belge kayıtlarından danışmanlık hizmetlerine, Maliye ve SGK'daki işlerin takibinden sürekli değişen mevzuatı takip etmeye kadar çok çeşitli ve kapsamlı faaliyetler bu meslek mensuplarından bekleniyor. Faaliyet alanı bu kadar kapsamlı olunca meslek mensupları mecburen yoğun çalışmanın yanında eleman çalıştırmak ve teknolojik imkanlardan faydalanmak üzere büroya bilgisayar, fotokopi makinesi, faks, tarayıcı gibi birçok araç ve makine almak zorunda kalıyor. Mükellefler de teknik konu olan mali ve sigorta mevzuatını takip edemediği ve basit ihmaller, bilgisizlik gibi sebeplerle yüksek cezalara maruz kalmaktan korktukları için bu işlerinin mali müşavirler tarafından takip edilmesini istiyor.

Üniversite mezunu işsiz sayısının artması ve özellikle mali müşavir olma şartlarını taşıyan bölüm mezunu sayısının fazla olması sebebiyle bu mesleğe de ilgi üst seviyede. İlgi ve talebin fazlalığı mesleğe girişin daha zorlu ve çetin bir sürece bağlanmasına yol açtı. Artık mesleğe girmek için birçok şart taşımak aranıyor. Bu şartları taşıyanlar üç yıl staj yaparak meslek sınavlarına girebiliyor. Ancak staja başlamak için de sınava girmek gerekiyor. Staj başlatma sınavını geçtikten sonra çoğu zaman ücret alamadan, alınıyorsa bile karın tokluğuna çalışarak üç yıl pratik yapan stajyerler, zorlu sınavlara girmek ve bu sınavları iki yıl içinde geçmek zorunda. İki yıl içerisinde tüm sınavların verilmemesi halinde geçilen derslerden baştan girmek ve sınav sürecini sıfırdan başlatmak gerekiyor.

Tabii tahmin edileceği üzere bu süreçte her başvuru ve sınav için ayrı ayrı başvuru parası, sınav harcı, gidiliyorsa kurs parası, sınavlar Ankara ve İstanbul'da yapıldığı için sınav merkezlerine gidiş geliş ve konaklama masrafları ödenmek durumunda. Bu sınavı geçenlerin de ruhsat parası, odaya kayıt parası, aidat, fonlara yapılan bağışlar derken yaklaşık 3 bin lira ödeme yapılması gerekiyor. Bundan sonra da işyeri tutmak, gerekli tefrişatı yapmak, eleman çalıştırmak gibi ihtiyaçları gidermek için küçük çaplı bir sermayeye ihtiyaç duyuluyor. Daha yolun başındaki stajyerler için bu tutarlar gerçekten çok yüksek ve üstesinden gelinmesi zor rakamlar. Odaların bu ağır yükü görmesi ve ruhsat ücretlerini, aidatları ona göre belirlemesi lazım. Hiç olmazsa taksitli ödemenin kabul edilmesi bir çözüm olarak görülebilir.

Kıran kırana rekabet müşavirlerin hayatını zorlaştırıyor

Sınavları geçip büro açmak, sıkıntıların bitmesi anlamına gelmiyor. Mesleğin asıl problemleriyle bu aşamadan sonra tanışılıyor. Bir kere bu meslekte mesai sınırsız. Çünkü mükellefin birçok işini takip etmesi gereken mali müşavirler her an aranmak durumunda. Tatil yapmak, izin kullanmak çoğu zaman mümkün olmuyor. Bizzat işbaşında bulunmayınca oluşacak bir ihmal sebebiyle mükellefler ceza yiyebilir ve bu da mali müşavire yansıtılabilir. Mesela herhangi bir beyannamenin veya Mali müşavirler bu yüzden mükellefleriyle karşı karşıya kalmak istemediğinden kendi işlerini bizzat takip etmek ve bayram, tatil dinlemeden çalışmak zorunda kalıyor. Bu tempo zamanla sağlık sorunlarına ve aile ilişkilerinin zedelenmesine sebep oluyor. Diğer bir önemli mesele de meslek mensuplarının aralarındaki acımasız rekabet. Müşteri bulmak için acımasız bir fiyat rekabeti yapılıyor. Müşteri, alacağı hizmetin kalitesini sorgulamadan düşük fiyat veren müşavire gidiyor. KDV açısından meslek odasının belirlediği tarifenin altında bir fiyata anlaşıldıysa bile tarifeye göre serbest meslek makbuzu düzenlenmek zorunda. Ayrıca serbest meslek mensupları, tahsil edemedikleri bedeller için de makbuz düzenlemek ve bunu beyan ederek vergisini ödemek zorunda kalıyor. Mükellefler mali müşavire verilecek ücreti çok acil görmedikleri için çoğu zaman ödemeyi geciktiriyor. Bu yüzden meslek mensupları sürekli işlerin yoğunluğundan, fakat ücret tahsil edememekten şikayet ediyor. Yeminli mali müşavirlik de mükelleflerin hesaplarının tasdik edilmesi, iade raporlarının yazılması, muhtelif konularda danışmanlık hizmeti verilmesi gibi yarı kamusal işlevi olan bir meslek. Burada da ücret ödeyecek mükellefe hesaplarını düzelttirme, daha fazla vergi çıkacak şekilde muhasebe işlemi yaptırma, az iade çıkartma gibi teklifler sunmak cesaret istiyor. Çünkü bu alanda da haksız rekabet bulunuyor ve mükellefler istenileni daha ucuza yapacak, itiraz etmeyecek meslek mensubu bulabileceğinin farkında.

Noterliğe benzer bir uygulama, meseleleri çözer

Devlet ile vatandaş arasında aracılık vazifesi gören mali müşavir ve yeminli mali müşavirlerin problemlerini meslek kanunlarında yapılacak değişikliklerle çözmek mümkün.

Mali müşavirlik için noterliğe benzer bir uygulama getirilebilir. Mükellefler müşavirlere Maliye veya meslek odaları tarafından paylaştırılabilir.

Ücretler Maliye ve odalar tarafından toplanıp mali müşavirlere verilen hizmetin niteliğine göre paylaştırılabilir.

Artık mükellef gözündeki az vergi ödeten mali müşavir iyi mali müşavirdir anlayışının kırılması gerekiyor.
kaynak:zaman gazetesi/Ahmet YAVUZ

TANRININ KAHVESI

25/10/2009 · Kategori: Yasam_ ask

 

TANRININ KAHVESI

 Bir grup kariyer yolunda ilerleyen Yeni mezun, eski Üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya Gelirler.         
 Sohbet, sonunda isin ve hayatin stresinden sikâyetlesmeye döner.

Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfaga gider ve yaninda büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere degisik tarzda ve ucuz görünenden, pahali ve hatta çok özel olanlarina kadar degisik kahve bardaklari ile gelir.

Herkes bir bardak secince, profesör söyle söyler:
'Fark ettiyseniz, tüm pahali görünen bardaklar alindi ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldi.

Kendiniz için en iyi olani istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynagi aslinda.

Emin olun ki, bardagin kendisi kahvenin kalitesine hiç bir sey katmaz.

Çogu zaman, sadece daha pahalidir ve hatta bazi durumlarda da içtigimizi saklar. Hepinizin aslinda istedigi kahveydi, bardak degil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardagina bakmaya basladiniz.
Sunu bir düsünün:

Hayat kahvedir.

Is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar.

Onlar hayati tutmak için sadece araçlardir ve seçtigimiz bardak yasadigimiz hayatin kalitesini belirlemedigi gibi degistirmez de.

Bazen sadece bardaga odaklanarak Tanrinin sundugu kahvenin tadini çikarmayi unuturuz.

Kahvenizin tadına varın!


En mutlu insanlar her seyin en iyisine sahip degildirler. Sadece her seyin en iyi sekilde tadini çikartirlar.

             Basit yaşayın.
             Cömertçe sevin.
             Birbirinize derinden itina gösterin.

             Kızmayın, birbirinize darılmayın,

             Birbirinizi eleştirmeyin,
             Nazik olun, gerisini Allah'a bırakın.

muhasebe bilgileri

24/10/2009 · Kategori: Is Hayati

MUHASEBE: İşletmenin varlık ve kaynakları üzerinde değişme yaratan  (azalma – çoğalma gibi) ve parayla ifade edilen mali nitelikteki işlemleri kaydetmek,sınıflandırmak,özetlemek,analiz ve yorumlamak suretiyle ilgili kişi veya kuruluşlara rapor halinde sunmak için kullanılan bilgi sistemidir.

    MUHASEBENİN İŞLEVLERİ

1.      Kaydetmek-sınıflandırmak-özetlemek

2.      Analiz-Yorum

 

1-a. Kaydetmek: Mali nitelikteki işlemlerin belgelendirilerek toplanması analiz yorum için belirli kural ve şekillere göre yazılması işlemidir.

   b. Sınıflandırmak: Bilgilerin belirli sınıf veya gruplara göre düzenlenmesi işlemidir.

   c. Özetleme: Kaydedilen ve sınıflandırılan bilgilerin anlamlı bir şekilde kısaltılarak çeşitli mali rapor ve dökümanların hazırlanması işlemidir.

Örnek:Mizan,bilanço,gelir tablosu gibi.

 

2-Analiz  ve Yorum: 1.İşlev tamamlandıktan sonra işletme içi veya dışı kişilere bilgi vermek amacıyla inceleme yapılaması ve incelemenin değerlendirme işlemidir.

   İŞLETME BİLGİLERİ İLE (muhasebe bilgileri  ) İLGİLİ TARAFLAR

 a. İşletmenin sahip ve ortakları

 b. Yöneticiler

 c. İşletmede çalışanlar

 d. Borç verenler (3. kişiler)

 e. Kamu (toplum)

 f. Devlet

 

 MUHASEBENİN TÜRLERİ: Temel olarak genel muhasebe ve maliyet muhasebesi  olarak ikiye ayrılır. Bunun dışında otel ,banka muhasebesi, sigorta muhasebesi  gibi çeşitli faaliyet konularıyla ilgili muhasebe türleri vardır.

 

MALİYET MUHASEBESİ: Üretim işletmelerinde kullanılan birim maliyetlerinin hesaplanarak faaliyet sonuçlarının saptanmasını sağlayan planlama,kontrol,başarı değerleme amacı taşıyan yönetimin beklentilerine dayanak sağlayan işletme içi bilgi veren muhasebe sistemidir.

BİLANÇO VE GELİR TABLOSU

Mali Tablolar

 

Bilanço Ve Gelir Tablosu 

 Para ile ifade edilen mali nitelikteki işlemlerden işletmenin varlık ve kaynaklarında değişme yaratan bilgilerin kaydetme, sınıflandırma işlemlerinden sonra özetlenerek dürüst ve tarafsız bilgi veren şekilde hazırlanan tablolara mali tablolar denir . Başlıcaları; Bilanço ve gelir tablolarıdır .Bunların dışında fon akım tabloları ,nakit akım tabloları, öz kaynak değişim tablosu ,kar dağıtım tablosu ,satışların maliyet tablosu gibi tablolar vardır.

 

Mali Tabloların Genel Amaçları:

1.Varlık ve kaynaklardaki değişiklikler ile işletmenin faaliyet sonuçları hakkında bilgi sağlamak (mali durumu kar veya zararı hakkında)

2. İşletmeyle ilgili taraflara karar almalarında yardımcı olmak .

3. Gelecekteki para ile ilgili olayları değerlendirmek ve bu değerlendirmeye yardımcı olacak bilgiler sağlamak.

     Mali tablolar hazırlanırken anlaşılabilir olmasına,tarafsız olmasına ,ihtiyaçlara cevap vermesine ve genel kabul gömüş muhasebe ilkelerine uygun olmasına dikkat edilmelidir.

 

 

 

BİLANÇO: İşletmenin belirli bir tarihteki mali durumunu gösteren tabloya bilanço denir.

      İşletmeler işe yeni başladıklarında dönem başı bilançosu düzenlerler. Faaliyetlerine öteden beri (uzun yıllar)devam eden işletmelerin dönem sonu bilançoları takip eden yılın dönem başı bilançosudur.

 

A. Dönen Varlıklar: Bir yıl içerisinde para veya paraya dönüşebilecek varlıklardır. Kasa,banka,mal...gibi

B. Duran Varlıklar : Bir yıl içinde paraya dönüşmeyen varlıklardır .

                                  bina,demirbaş,arsa,imtiyaz,hak....gibi

   KAYNAKLAR;

 A. Yabancı kaynaklar

 B. Öz kaynaklar (sermaye)

 

1. Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar: Vadesi bir yıl olan bir yıl içinde ödenmesi zorunlu olan borçlardır.

2. Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar:Vadesi bir yıldan fazla olan borçlardır .

GELİR TABLOSU: İşletmenin belirli bir faaliyet dönemi sonunda faaliyet sonucunu gösteren tablodur. Döneme ait tüm gelir ve giderler bu tabloda yer alır. Döneme ait tüm gelir ve giderler dönem kar ve zararına devredilerek kapatılır. Gelirler öz sermayeyi arttırıcı, giderler azaltıcı etki yapar .

Gelir: İşletmenin ana faaliyet konusu olan mal ve hizmet satışları satışları ile yan faaliyet konusu olan kira ,faiz gibi değerlerden oluşur.

Gider:Gelir elde etmek için yapılan varlık (aktif) tükenmeleridir .Gelir tablosu oluşturulurken ;

 bütün gelirler (+)bütün giderler (-) kalem olarak işlenir.

 

Gelir Tablosunun Ana Bölümleri

1-Brüt Satış Kar Veya Zararı: Brüt satış karı bölümü içerisinde işletmenin satışlardan elde ettiği gelirler,satış iade ve ıskontoları,satılan malın maliyeti gibi giderler yer alır

2-Faaliyet Kar Veya Zararı   : Bu bölümde işletmenin faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için yaptığı giderler yer alır.

    Faaliyet kar ve ya zararları:

-Genel yönetim giderleri

-Pazarlama satış ve dağıtım giderleri

-Araştırma geliştirme giderleri

3-Dönem Kar veya Zararı Bölümü: Bu bölümde  işletmenin faaliyet sonucu bölümüne etki eden olağan dışı gelir ve giderler yer alır. Bu bölüme net kar bölümü de diyebiliriz.

 

HESAP PLANI

       Bir işletmede kullanılacak hesapların genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri doğrultusunda sistemli ve gruplaşmış olarak yer aldığı listeye hesap planı denir .Hesap planı düzenlenirken şu noktalara dikkat edilmelidir.

 1- Bilanço ve gelir tablosunun aydınlatıcı ve çabuk düzenlemesini sağlamaktadır.

 2- Gerektiğinde istenilen ana hesaplar ve yardımcı hesaplar açıklanabilmelidir.

 3- Hesap planının yapısı her değişiklikte bütünü etkilemeyecek şekilde düzenlenmelidir

     1994 yılından itibaren Tek Düzen Hesap Planı uygulama zorunluluğu getirilmiştir.

 

Tek düzen hesap planına göre hesaplar 9 ana gruba ayrılılar:

1-Dönen varlıklar

2-Duran varlıklar

1-     Kısa vadeli yabancı kaynaklar (kısa vadeli borçlar)

2-     Uzun vadeli yabancı kaynaklar (uzun vadeli borçlar)

3-     Öz kaynaklar

4-     Gelir tablosu hesapları ( gelir ve gider hesabı)

5-     Maliyet hesapları (Üretim işletmelerinde)

8-    Serbest

9-    Nazım hesaplar

 

MUHASEBE SÜRECİ

  İşletmenin dönem başında işe başlamasından itibaren varlık ve kaynaklarında  (sermaye ve borçlarında ) artış veya azalış meydana getiren mali nitelikli işlemlerin sürecine muhasebe süreci denir.

   Aşamaları:

1-Açılış (Dönem başı ) envanterinin yapılması

2-Açılış (Dönem başı )bilançosunun yapılması

3-Envanter defterine kayıt

4-Açılış (Dönem başı)bilançosunun  yevmiye (günlük deftere ) açılış kaydı.

5-Yevmiye defterine günlük işlemler

6-Defter-i kebir ‘ e (büyük deftere) kayıt.

7-Ocak ve Kasım ayları itibariyle aylık mizanları 11 ay

8-31 Aralık tarihi itibari ile genel geçici mizan

9-Envanter kayıtları ( dönem sonu )

10-31 aralık tarihi itibariyle kesin mizan

11-Mali tablolar (bilanço ve gelir tablosu )

12- Yevmiye defterine kapanış kaydı (ters kayıt)


Copyright
© Brain Bilişim Akademisi, www.brain.com.tr

                                    Serap Akçetin tarafından hazırlanmıştır.  

SSK hizmet dökümü

24/10/2009 · Kategori: Is Hayati



ssk hizmet dökümünüze ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayın


http://app.sgk.gov.tr/SigortaliHizmet/jsp/tcknoGir.jsp

Muhasebe'nin Önemi

24/10/2009 · Kategori: Is Hayati

Firmaların gelecekteki faaliyetlerini planlaması ve şu anki durumlarının tespitinin yapılabilmesi, muhasebe bölümünden sağlanan bilgilere dayanır. Firmalar bu bilgilerle mevcut durumlarını tespit edebilecekleri gibi, geleceğe dönük yatırımlar da yapabilirler. Muhasebe, yalnızca devlete karşı sorumlulukların yerine getirildiği bir sistem değildir. Şirketler, kuracakları sağlıklı bir muhasebe sistemiyle maliyet, pazarlama, satış ve dağıtımla ilgili birçok karara yön verecek raporlar çıkarabilir.

KOBİ’lerde yönetim tarzı işletme sahiplerinin tutumlarına endekslidir. Burada işletme sahibi ön planda olup, onun kişilik yapısı ve değerleri doğrultusunda işletme yapısı şekillenir. Bütün bu yetki ve sorumlulukların tek kişide toplanmasıyla ise işletme yapısı fonksiyonları karmaşık bir hale gelir. Yöneticinin üstlendiği görevler arttıkça durum daha da karışık bir hal alır. Çünkü artık yönetici, aynı zamanda muhasebeci, satıcı, finans uzmanı ve patrondur. Bu durumda kontrol mekanizması artık kendisidir. Olaylara kendi bakış açısı ile bakmakta ve karar vermektedir. Bu durumda patron artık bazı rolleri devretmek zorundadır. Bunlardan biri de “muhasebe”dir.

Belge Düzeninin Önemi
KOBİ’lerdeki sorunların büyük bölümü belge düzenindeki eksiklik ve hatalardan kaynaklanır. Yöneticiler gelir getirici faaliyetlere odaklandıklarından, ticari işlemin kanıtı olan belge alıp vermeyi genellikle ertelerler. Bunun sonucunda firmaların karşısına hesap mutabakatsızlıkları çıkar. Bu da muhasebe bölümü ve yönetici arasında sorunlara neden olur. Hatta bu sorunlar müşteriye de yansıyabilir.

Patronla muhasebeci arasında oluşabilecek probleme klasik bir örnek vermek gerekirse; muhasebeci patronuna "Efendim, bizim şu şirketten alacağımız görünüyor" der. Tabii işin ucunda alacak olduğundan, patron "Öyle mi? O zaman sen firmayı ara görüş, bir mutabakat yapın" der. Elemanımız hemen karşı firmayı arar; "Biz, size şu fatura ile falan tarihte satış yaptık, ödemesi görünmüyor" der. Karşı firmanın sahibi ise "Olur mu efendim? Ben patronunuza ödeme yaptım, hatta oturduk çay içtik. Bir yanlışlık olmasın" diye konuşma devam eder. Sonunda patronumuz olayı hatırlar ve bakiye kapatılır.

Oysa bu işlem neticesinde, ödemenin alındığına dair bir belge düzenlenseydi bu uzun diyalogların hiçbirine gerek kalmayacaktı. Bu arada işletmenin kasasının tutulmadığı, kasanın patronun cebi olduğu ortaya çıkıyor. Firma muhasebesi, zamanını bu sefer daha farklı işler için harcayacaktı. Bu gibi durumlarda muhasebenin sağlıklı bir rapor hazırlaması mümkün değildir.

Maliyet Muhasebesi
Günümüz şartlarını düşündüğümüzde rekabetçi bir ortamda maliyet muhasebesi sürekli iyileştirilmesi gereken bir yapıya sahiptir. Maliyet, firmanın rekabetçi ortamda mücadele edebilmesi için devamlı üzerinde çalışması gereken bir yöntemdir. Bunu sağlamak için birçok veriye ihtiyaç duyuluyor. Gerek belge düzeni gerekse bu belgelere dayanarak oluşturulan tablolar firmaya minimum maliyet açısından fayda sağlayacaktır.

Yukarıda verdiğimiz örnek genelde KOBİ’lerde sık rastlanan bir olaydır. Tabi ki firma yalnızca muhasebeden oluşmuyor. Burada pazarlama teknikleriniz, piyasadaki güveniniz çok önemli. Sonuçta ticaret yapıyorsunuz ve hedefiniz kar elde etmek. O halde muhasebe de bunun bir parçası. Muhasebe birimine önem verilmesi sizin otokontrolünüzdür, hayallerinizdir, nerede olduğunuzu anlamak ve geleceğe ulaşmak için faydalanacağınız bir birimdir. Muhasebe birimine fırsat verin ve bilgi akışı konusunda muhasebecilerinize yardımcı olun. Gerekirse diğer birimlere de bu konu hakkında yaptırımlar uygulayın.

Firmalar bu amaçlara ulaşmak için bir muhasebe yazılımı kullanmak durumundadırlar. Bu yazılım, firmanızın ihtiyaçlarına cevap vermeli ve güvenli bir rapor almanızı sağlamalıdır. "Doğru yazılım nasıl olmalıdır?", isterseniz bunu da gelecek sayımızda ele alalım.

Düşünsenize, pazarlama firmasında plasiyeriniz satış yaptı ve bunun karşılığında elde ettiği hasılatı size getirdi, hasılat da güzelse sorun yok. Aslında satıcı açısından sorun yok. İyi bir hasılatla gelip görevini yerine getirmiş, siz de burada kar elde etmişsiniz. Olay bu kadarla bitmemeli. Bu satış size ileride ne kadar yol gösterecek, bu önemlidir. Yapılan ticari işlemlerle, firmalar raporlamaya yönelik sistemler geliştirmelidir. Satışların hangi müşteriye hitap ettiği, bu müşterilerden alınan ödeme şekilleri, vadeleri ve ürün çeşitleri önemlidir. Bu raporlar pazarlama birimi tarafından değerlendirilmeli ona göre satış politikaları geliştirilmelidir. Sadece pazarlama değil işletmenin varlığını sürdürebilmesi için alınan ödemelere göre kaynakların etkin kullanımı sağlanmalıdır.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 10. Sayı

Ne zaman emekli olabilirsiniz?

24/10/2009 · Kategori: Is Hayati

ne zaman emekli olacağınızı öğrenmek için aşağıdaki linke tıklayın

http://app2.ssk.gov.tr/nezaman/sskform1.jsp

Azmin gücü

13/11/2008 · Kategori: Yasam_ ask

Bill Porter'in (1932) doğumu sırasında doktorlar pens kullanırken kazayla Bill'in beyninin bir kısmına hasar vermişlerdi.Bu hasar sonucunda da Bill'de beyin felci oluştu. Konuşma yeteneğini ve kollarıyla, bacaklarının kontrolünü etkileyen sinir sistemi bozukluğuydu bu.

Bill büyüdükçe insanlar onun zihin engelli olduğunu düşündüler.Devlet ve uzmanlar çalışamayacağı yönünde rapor bildirdiler.Kurumlar sadece Bill'in ne yapamayacağını görüyorlardı.Yalnız bir kişi hariç o da annesiydi. Ona sürekli "Yapabilirsin! Çalışabilir ve bağımsız olabilirsin!" diyordu. Bill annesinin yüreğinden çıkan bu sımsıcak sözlere güvenerek hiç olmayacak bir işe, satış elemanlığına yöneldi.Kendi durumunu özür saymayarak ilk önce Fuller Brush şirketine başvurdu.

Fakat şirket satacağı malların numune kutusunu taşıyamayacağını söyleyerek onu geri çevirdi.Daha sonra Watkins şirketine'de başvurup aynı cevabı alan Bill bu sefer işi yapabileceğini söyleyip ısrar etti.Watkins
şirketi Oregon'daki Portland bölgesinde çalışması şartıyla onu işe almayı kabul etti.Bu bölge kimsenin çalışmak istemediği tek yerdi.Bill buna aldırmadan verilen işi kabul etti.

27 yaşında ilk
müşteri ziline basmadan önce cesaretini toplayana kadar 4 kere zile basmayı denemişti.Kapıyı açan Bill'in pazarladığı mallarla ilgilenmemişti ve diğerleride ilgilenmiyordu.Ancak Bill'in hayatı onu güçlü olarak hayatta kalma yolları geliştirmeye zorluyordu.Eğer müşteriler ilgilenmezlerse onların almak isteyebileceği bir ürün bulana kadar defalarca kapılarına gidiyordu.

Bill ilk zil çalışından bu yana tam 38 yıldır pazarlama işine devam ediyor.Satış bölgesine giderken her gün ayakkabılarını bağlatmak için bir ayakkabı boyacısında duruyordu, çünkü elleri bunu kendi başına yapabilecek kadar kıvrık değildi.Sonrasında bir otelde duraklıyor ve otelin kapıcısı gömleğinin düğmelerini ilikleyip kravatını bağlıyordu.Bu yardımlardan sonra satış için gereken en iyi görünümü aldığına inanıyor ve işine devam ediyordu.
Hava şartları nasıl olursa olsun her gün işe yaramayan sağ kolu arkada, ağır numune kutusunu çekiştiriyor ve bölgesindeki her kapının zilini çalıyordu.Siparişlerini aldığı zaman kalemi tutmakda zorlandığı için sipariş formunu müşteriye doldurtuyordu.

Günde 14 saat kapı kapı dolaşan Bill, eve migrenler ve zonklayan baş ağrılarıyla dönüyordu.Bir kaç haftada bir dağıtımları yapması için kiraladığı kadına direktifleri daktilo ile yazıyor sadece bir parmağını kullanabildiği için de bu basit iş bile 10 saatini alıyordu. Gece olupda dinlenmeye sıra geldiğinde saatini 04.45'e kuruyordu.

Yıllar geçtikçe Bill'e açılan kapılar arttı.24 yıl ve çalınan binlerce kapıdan sonra amacına ulaştı.Watkins şirketinin batı yakasında en üst düzey satış elemanı olarak tanındı.Artık en iyi satış elemanı olmuştu.
Watkins şirketinde ev ürünleri satan 60 bin kişiye rağmen hala kapı kapı dolaşıp satış yapan Bill'in işini daha sonradan
indirimli eşya satan dükkanlar zorlaştırsa bile o asla pes etmedi.Değişen müşteri davranışlarına rağmen Bill kesinlikle şikayet etmeden çalışmasına devam etti. Basitçe yapabileceğinin en iyisini yapmaya devam etti.

1996 yazında şirket milli geleneğini gerçekleştirdi.Bu sefer Bill kapı çalmak ve insanları birşeyler satın almak için ikna etmek zorunda değildi. Çünkü bu defa ürün Bill'in ta kendisiydi.
Şirket Bill'i Çalışma ve Teşebbüs Özel Başkanlar Ödülü'nün birincisi yaparak ona dikkate değer cesareti ve göze çarpan başarısı için
para ödülü verdi ki, bu aynı zamanda gelecekte Bill'in sahip olduğu nitelikleri gösteren nadir insanlara verilen onur olacaktı.Törenin sonunda Bill'in meslektaşları muhteşem bir alkışla ayağa kalktılar.Tezahürat ve gözyaşları 5 dakika sürdü.

Watkins Yönetim Kurulu Başkanı Irwin Jacobs çalışanlarına
"Eğer bir insanın amacı olursa ve amacına ulaşmak için kalbi,ruhu ve zihnini ortaya koyarsa karşısına çıkacak fırsatları Bill temsil ediyor" demişti.O gece Bill'in gözlerinde hiç acı yoktu.Sadece sevinç ve gurur vardı.

HER PAZAR MUTLU DEĞİLDİR

25/10/2008 · Kategori: Yasam_ ask

HER PAZAR MUTLU DEĞİLDİR.

Hafta sonu gelmesin isteyen çocuklar da vardır. Pazar günlerinden köşe bucak kaçan. Pazar gününün karmaşasından, yığılmış çamaşırlardan, temizlikten, evde hiçbir şeyi umursamayan, bir gazeteye gömülü, bir koltuğa çivili babadan, durmadan söylenen anneden, Pazartesiye yetiştirilememiş matematik problemlerinden ve özeti çıkarılamamış fen bilgisi ünitelerinden, yani yapılmamış ödevlerin sıkıntısından bunalmış çocuklar vardır. Onlar hep Cuma öğleden sonra olsun ve her şey orada donsun isterler. Yüz yıl uyuyan güzeldeki gibi…

Gelecek günlere ve gelecek olumsuzluklara saatler kala dursun her şey isterler.

Cuma öğleden sonra iyi bir aralıkta ve bayrak töreninden sonra eve uzanan yol en iyi mekandır. O yolun bitiminde bazen mutsuz evlere varılır. İşten yorgun argın gelen annenin çarçabuk yaptığı yemeği beğenmeyen babanın asık suratı, anne ve babanın bütün akşamı kaplayan, hiç konuşmadan birbirlerine kin biriktirdikleri, hiçbir şey yokmuş gibi film izledikleri, hiçbir şey yokmuş gibi misafirliğe gittikleri, hiçbir şey yokmuş gibiyken çok şeyi ortasına yığdıkları mutsuzlukları vardır. O mutsuz evlerde, anne babalarının bıkkınlığından yorgun çocuklar vardır. Kim bilir ne düşünülerek, neyi yetiştirmeyi planlayarak o çocukların saçlarını sabunlayan annelerin, küçük omuzları liflerken canlarını yakan parmakları vardır.

Mutsuz Cuma akşamları bazen ne idüğü belirsiz Cumartesi sabahlarına akar. O Cumartesi sabahları herkes uyurken evdeki çekmeceleri karıştıran, aynanın karşısında dil çıkaran ve acıkan karnını kendi kendine doyurmaya çalışan çocuklar, evdekilerin uyanması ile çaydanlığın buharındaki sıkıntıyı izlerler. Cumartesi de biter ve Pazar geliverir. İşte o Pazar her zaman mutlu etmez insanı. Haberleri izleyen ve haberlerin ardından işte nihayet bağrışan anne-babanın kelimeleri boğazına, gözüne, omzuna yerleşen ve kendini bundan ölesiye sorumlu hisseden çocuklar vardır. Bu sorumluluk incecik boyunlarını gittikçe kırılgan hale getirir hayat karşısında.

Pazar geceleri mutsuz yatıldığın için Pazartesi sabahları mutsuz kalkılır. Muhtemelen sınıfta beslenme çantasından, orada değilse bile mutlaka matarasından mutluluk sızacak bir arkadaşı vardır. O çocuğa her baktığından ondan mutlu olanlardan nefret eder. Belki bu nefretin sahibi büyümüştür şimdi. Kim bilir, öğretmen, bankası, memur olmuştur ya da işsizdir. Belki bir çocukluk alışkanlığı, hala sevmemektedir Pazar günlerini ve mutluluktan söz edenleri. Yüz yıl uyuyan güzel kadar sahtedir çünkü onun için mutluluk geyikleri.

Anne karnında 7. ayda başlar bir insanın duygusal tepkileri. Duyduğu sesleri ayırt eder çocuk. Tartışma ve sevinçleri hisseder. Eşinizle yaşadığınız bir tartışmanın ardından mutlaka bu olumsuzluğun bebeğinizle bir ilgisini olmadığını ve onu çok sevdiğini yüksek sesle söyleyin. Bir çocuk –kaç yaşına gelirse gelsin- sevildiğini duymaktan başka ne ister ki

 

HAYAT...

17/9/2008 · Kategori: Yasam_ ask

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde,

Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,

Dağlara dönmeli yüzünü insan.

Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;

Yeni insanlarla 'tanışmalı, yeni keşifler yapacak....

Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli!

Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,

Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.

Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,

Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;

Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip

Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;

Gördüğünü hissedebilmeli!

Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,

Değerli olabilmeli hayat!

İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!

Başkasının yerine koyabilmeli kendini;

Ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!

Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!

Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; Sevgisiz, soysuz kalarak!

Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...

Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...

Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!

Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;

Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli! Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayı beklememeli!

Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı; Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!

Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, Neşesizdir kahkahaların;

Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...

Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!

Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...

Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!

Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!

Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!

Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin;

Zaman bulabilsin; Bir teşekkür, bir elveda için...

Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;

Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!

Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...

Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı...!

CAN BABA'DAN

17/9/2008 · Kategori: mizah

Can Yücel'in Davası

  YAZILARINDA "GÖT" KELIMESINI AÇIK AÇIK KULLANDIGI IÇIN MAHKEMEYE VERILEN CAN YÜCEL, MAHKEMEDEKI SÖZLÜ SAVUNMASINI 'NE DIYEYIM HAKIMBEY. BIZIM KÖYDE GÖTE GÖT DERLER' DIYE BITIRIR, ANCAK ÖNCESINDE BIR DE FIKRA ANLATIR MAHKEMEDE.

 BIR KÖYDE ATESLI BIR HASTA VARDIR, KASABAYA DOKTORA GETIRIR HASTAYI KÖYLÜLER. KOCA DEVLETIN KOCA DOKTORUNA. DOKTOR HASTAYA FITIL VERIR VE KÖYE DÖNDÜKLERI GIBI HASTAYA FITILI ANÜSTEN VERMELERINI SÖYLER KÖYLÜLERE.

 KÖYLÜLER TABI 'TAMAM DOHTOR BEY' DIYIP KÖYE GIDERLER KÖYDEKI HERKESE SORARLAR, EN BILGELERE BILE, AMA KIMSE ANÜS NE DEMEKTIR BILEMEZ. BU NEDENLE BIR TÜRLÜ ILACI DA VEREMEZLER HASTAYA. HASTANIN DURUMU DA GITGIDE KÖTÜLESMEKTEDIR. BUNUN ÜZERINE KÖYLÜ, DOKTORA, KOCA DEVLETIN KOCA DOKTORUNA TELEFON ETMEYE KARAR VERIR AMA KIMSE BUNA YANASMAZ. NE CÜRET DI MI DOKTORU ARAYACAK BI KÖYLÜ.

 NEYSE DURUMUN VAHAMETI ÜZERINE MUHTAR ARAMAYI KABUL EDER. BÜTÜN KÖYLÜ TOPLANIR SANTRALE, MUHTAR ARAR, "BIZ NE YAPACAAMIZI BILEMEDIK DOHTOR BEY" FALAN DER ISTE.KARSIDAN DOKTOR BISILER SÖYLER. MUHTAR DÖNER ARKASINA:

 "MAKATTAN VERIN DEDI DOHTOR" DER. YINE TÜM KÖYE SORARLAR, KOMSU KÖYLERE BIRILERINI YOLLAYIP SORDURURLAR FELAN, AMA MAKAT NE BILEN YOKTUR YINE. HASTA ISE GITTI GIDECEK,ATESLER IÇINDE KIVRANIYO BAYA.

 IHTIYAR MECLISI TOPLANIR. SON ÇARE, DOKTORUN BIRKEZ DAHA ARANMASINA KARAR VERILIR. YINE KIMSE ARAMAK ISTEMEZ DOKTORU. NIHAYETINDE YINE KARAR VERILIR.

 YINE KIMSE ARAMAK ISTEMEZ DOKTORU. NIHAYETINDE YINE BIRI KANDIRILIR. TELEFONUN BASINA GEÇER, AMA BI YANDAN SÖYLENMEKTEDIR "ÇOK KIZACAK DOHTOR ÇOK!!!" DIYE.

 SONUNDA TELEFONU AÇAR, DURUMU ANLATIR, DOKTOR BISILER SÖYLER YINE. TELEFONDAKI KÖYLÜ, YÜZÜ ALLAK BULLAK, ARKASINI DÖNER:

 "ÇOK KIZACAK DEMISTIM; GÖTÜNE SOKUN DEDI

« Önceki ::